Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) brüt toplam rezervleri, 12 Haziran haftasında 7 milyar 343 milyon dolar azalarak 152 milyar 81 milyon dolara geriledi; bu seviye yaklaşık 13 ayın en düşüğüne karşılık geliyor.
Rezerv erimesi tek bir haftanın ürünü değil. 17 Nisan haftasında 174,5 milyar dolarla zirveye oturan brüt rezervler, o tarihten bu yana beş haftadır aralıksız geriliyor. Bir önceki 5 Haziran haftasında 159,4 milyar dolar olan stok, iki haftada yaklaşık 7,3 milyar dolar daha eridi; son üç aylık tabloya bakıldığında ise toplam kayıp yaklaşık 51 milyar dolara ulaştı.
Düşüşün temelinde, Ortadoğu savaşı sürecinde Türk lirası üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla TCMB’nin yoğun biçimde döviz ve altın satışına başvurması yatıyor. Brüt rezervlerin yanı sıra net rezerv de geriledi: Net rezerv 46,8 milyar dolardan 45,1 milyar dolara inerken, swap hariç net rezerv 29,4 milyar dolardan 29,1 milyar dolara düştü. Swap hariç net rezerv, döviz yükümlülükleri düşüldükten sonra kalan gerçek tampon olarak değerlendirildiği için piyasalarda yakından izlenen bir gösterge konumunda.
Rezerv verisi açıklandığı gün Amerikan doları, Türk lirası karşısında 46,4455 seviyesinden işlem görüyor; bu rakam 52 haftanın en yüksek noktası olan 46,4675’in hemen altında. Kurun yıllık artışı yüzde 17,23 olarak öne çıkıyor. Söz konusu tabloya karşın BİST 100 endeksi saat 15.55 itibarıyla 14.588,29 puanla yüzde 1,16 yükselişle işlem görüyor; bankacılık hisselerinin desteğinin endeksi yukarıda tuttuğu görülüyor. Endeks, 52 haftanın zirvesi olan 15.204,92 puanın yaklaşık yüzde 4 gerisinde bulunuyor.
Yabancı yatırımcıların iştahı ise karışık bir tablo çiziyor. Önceki haftaki 85 milyon dolarlık net satışın ardından yabancılar geçen hafta 485 milyon dolarlık Türk tahvili satın alarak pozisyona döndü; bu, faiz politikasına duyulan kısmi güveni yansıtıyor. Hisse senedi tarafında ise yabancılar 117,8 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdi. Yurt içi yerleşiklerin kur etkisinden arındırılmış döviz mevduatları ise 266 milyon dolar artarak önceki haftaki 1,66 milyar dolarlık keskin geri dönüşün ardından bir miktar toparlandı; gerçek kişilerde 560 milyon dolar azalış gözlemlenirken tüzel kişilerde 826 milyon dolar artış kayd edildi.
Analistler, Orta Doğu’daki ateşkes ortamının rezerv toparlanmasına zemin hazırlayabileceğini düşünüyor. Swissquote Kıdemli Analisti İpek Özkardeşkaya, "Barış sürdürülebilirse bu sadece Türkiye için değil, dünya genelinde merkez bankaları için de rezervleri doldurma imkânı sağlayabilir." dedi. ABD-İran arasındaki uzlaşının ardından petrol fiyatlarının gerilemesi ve döviz üzerindeki baskının görece azalması, bu temkinli iyimserliği besleyen başlıca etkenler arasında sayılıyor.
Öte yandan TCMB, Temmuz 2025’te başlattığı faiz indirim döngüsüne savaşın yarattığı enflasyon baskısı nedeniyle ara vermek zorunda kalmış ve politika faizini yüzde 37’de sabit tutmuştu. Rezerv erimesinin hızı ve lira üzerindeki kur baskısı, Para Politikası Kurulu’nun yaklaşan toplantısında faiz tercihlerini belirlemede kritik bir girdi oluşturuyor.
Piyasaların önündeki en yakın referans noktası, yaklaşık 25 Haziran 2026’da açıklanması beklenen TCMB’nin 19 Haziran haftasına ait haftalık uluslararası rezerv ve döviz likiditesi raporu olacak. Bu veri, son beş haftadır süren rezerv erimesinin yavaşlayıp yavaşlamadığını ya da tamamen durup durmadığını gösterecek. Analistler, ateşkes ortamının kalıcılaşması ve döviz satış baskısının hafiflemesi durumunda önümüzdeki haftalarda rezervlerin bir miktar toparlanabileceğini öngörüyor; ancak Nisan zirvesine geri dönüş için ciddi bir zaman ve politika tutarlılığı gerekiyor.