Orta Doğu’daki çatışmaların tetiklediği enerji maliyeti artışları ve süregelen enflasyonist baskılar, ABD Merkez Bankasının (Fed) para politikası kararları üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Piyasalar Fed’in bu hafta faiz oranlarını yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakacağını öngörürken, uzmanlar özellikle iş gücü piyasasındaki risklerin yılın ilerleyen dönemlerinde faiz indirimlerini zorunlu kılacağı görüşünde birleşiyor.

Politika faizinde sabit tutma beklentisi hakim

Para piyasalarındaki güncel fiyatlamalar, Fed’in bu haftaki toplantısında politika faizini değiştirmeyeceğinedair güçlü bir beklentiye işaret ediyor. Bölgedeki gerilimlerin enerji piyasaları üzerinden yarattığı belirsizlik, bankanın temkinli duruşunu sürdürmesine neden oluyor. Bu durum, yılın geri kalanına ilişkin faiz indirim beklentilerinin ötelenmesine yol açsa da analistler, iş gücü piyasasının zayıf seyrinin banka üzerinde indirim baskısı oluşturmaya devam edeceğini vurguluyor.

Rabobank Kıdemli ABD Stratejisti Philip Marey, Fed yönetiminde bu hafta alınacak sabit bırakma kararına karşı bir muhalefet gelebileceğine işaret etti. Marey, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran’ın daha önceki kararlarda olduğu gibi bu toplantıda dafarklı bir görüşbildirebileceğini öne sürdü. Piyasanın gözü kulağı ise Fed Başkanı Jerome Powell’ın basın toplantısında, özellikle Orta Doğu krizinin ekonomik verilere yansıması ve bunun para politikasına etkileri üzerine vereceği mesajlarda olacak.

Yılın ikinci yarısında indirim beklentisi ön planda

Uzmanlar, Fed’in önümüzdeki dönemde izleyeceği stratejiyi verilerin belirleyeceğini ifade ediyor. Rabobank’tan Philip Marey, Fed'in bu yıl içinde Eylül ve Aralık aylarında iki faiz indirimi gerçekleştirebileceğini öngörüyor. Marey ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Fed Başkanlığına aday gösterilen Kevin Warsh’ın göreve başlamasının ardından, komiteyi daha agresif indirimlere ikna etmeye çalışabileceğini belirtti. Bu sürecin hızı ise tamamen çatışmaların ekonomik göstergeler üzerindeki etkisine bağlı olacak.

Öte yandan, Pantheon Macroeconomics Kıdemli ABD Ekonomisti Oliver Allen, Fed'in şu an oldukça karmaşık bir denklemle karşı karşıya olduğunu belirtti. Allen, bankanın bir yanda iş gücü piyasasındaki durgunluk, diğer yanda ise enerji şoklarının tetiklediği fiyat baskıları arasında kaldığını ifade etti. Allen, bu belirsizlik ortamında Fed’in bekle-gör yaklaşımını tercih edebileceğini belirterek, Eylül ayından itibarenüç ardışık toplantıda 25 baz puanlık indirimler yapılabileceği öngörüsünü paylaştı.

Ekonomik verilerin para politikası üzerindeki etkisi

Analistler, Fed'in karar alma mekanizması nda "şahin" ve "güvercin" görüşler arasındaki dengenin kritik olduğunu vurguluyor. Yükselen enerji fiyatlarının tüketici enflasyonunu körüklemesi şahin üyelerin tezlerini desteklerken, zayıf istihdam verileri güvercin görüşlerin etkisini artırıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki potansiyel tedarik kesintilerinin, küresel ekonomiyi yavaşlatma ve istihdam artışını baltalama riski, Fed’in üzerindeki en önemli dış faktörlerden biri olarak görülüyor.

Fed içerisindeki başkanlık değişimi süreci de piyasa tahminlerini etkileyen bir başka belirsizlik unsuru olarak öne çıkıyor. Kevin Warsh'un atama sürecindeki olası gecikme lerin, Jerome Powell'ın görev süresinin Haziran ayına kadar uzamasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar, nihai kararların ancak enerji şokunun ekonomi üzerindeki net etkisinin görülmesiyle şekilleneceğini ve piyasa oyuncularının bu yılın ikinci yarısındaki verileri yakından takip etmesi gerektiğini hatırlatıyor.