AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı sonrası düzenlediği basın toplantısında, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Türkiye'ye yönelik ifadelerine tepki göstererek, Fransa'nın Türkiye ile olan müttefiklik ilişkisini doğru bir zeminde ele alması gerektiğini vurguladı. Çelik ayrıca, AB Komisyonu Başkanı Von Der Leyen'in açıklamalarını "talihsiz" olarak nitelendirirken, İsrail'in bölgedeki saldırgan tutumuna ve Gazze'deki duruma yönelik sert eleştirilerde bulundu.
27 Nisan vurgusu ve sivil siyasetin önemi
Toplantıda gündeme gelen önemli konulardan biri, 27 Nisan muhtıra teşebbüsünün yıl dönümüydü. Ömer Çelik, 27 Nisan'ın darbe mekaniği açısından seçilmiş iradenin işlevsiz bırakılmaya çalışıldığı "siyaset karşıtı" ve "çirkin" bir geleneğin enstrümanı olduğunu belirtti. Türkiye'nin bu karanlık gün lerden büyük bedeller ödeyerek ve cesur mücadeleler vererek bugünlere ulaştığını ifade eden Çelik, AK Parti hükümetinin söz konusu muhtıra teşebbüsüne direnerek bunu bir "kâğıt parçasına" çevirmesini, Türk demokrasisi ve sivil siyasi tarih açısındandevrimci bir dönüşüm olarak tanımladı.
Partinin gündeminde Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda önümüzdeki 25 yıla yönelik hazırlıkların olduğunu belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değerlendirmeleri ışığında MYK'nin çalışmalara başladığını ifade etti. Ayrıca, "Terörsüz Türkiye" hedefinin ve Meclis çalışmalarının da MYK'nin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığını kaydetti.
Avrupa Birliği'ne yönelik eleştiriler
Dış politika değerlendirmelerinde AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen'in Türkiye'ye yönelik açıklamalarına değinen Çelik, bu açıklamaların son derece "talihsiz" olduğunu belirtti. Leyen'in Türkiye'nin Avrupa'ya nüfuz etmesinin engellenmesi gerektiğini ifade etmesini eleştiren Çelik, bu yaklaşımın aydınlanma Avrupa'sından ziyade "Hristiyan kulübü" anlayışını yansıttığını savundu. Avrupa Birliği'nin stratejik bir güç haline gelemediğini ve NATO süreçlerinde görüldüğü üzere kendi güvenliğini dahi sağlamakta zorlandığını ifade etti.
Çelik, Avrupa'nın Türkiye'yi Balkanları domine edebilecek kadar büyük bir güç olarak tanımlamasını aslında bir itiraf olarak nitelendirerek, böyle bir durumda Türkiye ile iş birliği yapmanın siyasi aklın gereği olduğunu vurguladı. Ancak AB'nin bu vizyondan uzak olduğunu belirten Çelik, bürokrasisine gömülmüş bir yapı yerine Türkiye'nin aday ülke statüsünün ciddiyetine uygun, doğru bir iş birliği zeminioluşturulması çağrısında bulundu.
Bölgesel krizler
İsrail'in sadece Müslümanlara değil, insanlığın tüm unsurlarına yönelik bir fanatizm sergilediğini belirten Çelik, Lübnan'da İsrail askerlerinin Hz. İsa'ya ait bir heykeli parçalamasının Hristiyan dünyasında yarattığı tepkiye dikkat çekti. Papa Franciscus'un savaş karşıtı ifadelerini son derece kıymetli bulduğunu belirten Çelik, "insanlık ittifakı" çağrısını yineledi. İsrail'in Gazze'yi unutturmak için Lübnan ve İran'a yönelik kışkırtmalarını sürdürdüğünü kaydeden Çelik, uluslararası toplumun bu saldırganlığa karşı daha yüksek hassasiyet göstermesi gerektiğini ifade etti.
İran ile yaşanan krize de değinen Çelik, ateşkesin sağlanmasına rağmen İslamabad'daki müzakerelerin istenilen hızda ilerlemediğini belirtti. Gazze'deki duruma ilişkin ise İsrail'in mutabık kalınan şartları yerine getirmediğini ve ikinci aşamaya geçilmesini engellediğini vurguladı. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasinin güçlendirilmesi ve barışın tesisi için yürüttüğü yoğun mesaiye dikkat çekerek, Türkiye'nin her türlü barış masası için dünyanın "en güvenilir limanı" olduğunu bir kez daha yineledi.