Mayıs ayı aylık perakende satış verisi -%1,7 ile negatif seyrederken TÜİK, söz konusu verinin güncellenmiş ölçümünü 13 Temmuz 2026 Pazartesi saat 10.00'da yayımlayacak; açıklanacak rakam, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 23 Temmuz faiz kararı için belirleyici bir sinyal işlevi görecek.
BIST 100 endeksi, 9 Temmuz itibarıyla 14.109 puan civarında işlem görüyor ve TCMB'nin Temmuz toplantısına ilişkin belirsizlik altında temkinli seyrini koruyor. Faize duyarlı bankacılık ve gayrimenkul hisseleri, olası bir indirim sinyal ine karşı en hassas kâğıtlar olarak öne çıkıyor; perakende verisinin beklentilerin altında kalması bu kesimlerdeki değerleme baskısını derinleştirebilir.
İç talepteki yavaşlamanın derinliği sorgulanıyor
Önceki dönemde aylık bazda yüzde 1,7 gerileyen perakende satışlar, iç talep dinamiklerinin ne ölçüde zayıfladığını somutlaştıracak. QNB Bank ekonomistleri, altın fiyatlarındaki düşüşün Türkiye'de olumsuz bir gelir etkisi yarattığını ve iç talepteki yavaşlamaya katkıda bulunduğunu açıkladı; bu gelişme perakende satışlar üzerindeki baskıyı artıran ek bir etken olarak değerlendiriliyor. Piyasada henüz oluşmuş bir konsensüs tahmini bulunmuyor; açıklanacak verinin yönü, aynı günden itibaren TCMB'nin 23 Temmuz hesaplamalarını doğrudan etkileyebilir.
USD/TRY paritesi günlük bazda 46,8751 seviyesinde işlem görüyor. Parite, 52 haftanın en düşük seviyesi olan 39,9147 ile zirve olan 47,1839 arasında dar bir bantta tutunuyor; 13 Temmuz ve 23 Temmuz tarihli kritik takvim maddeleri öncesinde kur hareketliliğinin sınırlı kaldığı görülüyor.
Çekirdek enflasyondaki yapışkanlık faiz koridorunu daraltıyor
Politika faizini yüzde 37'de tutan TCMB, piyasa beklentilerine göre 23 Temmuz toplantısında da faizi değiştirmeyecek. Haziran 2026 TÜFE'si aylık yüzde 0,99, yıllık bazda ise yüzde 32,11 olarak gerçekleşerek beklentilerle örtüştü; ancak çekirdek ve hizmet enflasyonundaki yapışkanlık süruyor.
Citi ekonomistleri İlker Domaç ve Gültekin Işıklar, "Yaklaşık yüzde 30 seviyesindeki çekirdek enflasyon ile yüzde 40 seviyesindeki hizmet enflasyonu yüksek kalmayı sürdürürken, hesaplamalarımız hizmet enflasyonunda aylık dez enflasyon hızında anlamlı bir iyileşmeye işaret etmiyor." dedi. Söz konusu ekonomistler, bu tablo karşısında yılın ikinci yarısında faiz indirimine ilişkin hareket alanının sınırlı olduğunu ve yıl sonu politika faizinin yüzde 35 düzeyinde kalabileceğini öngörüyor.
Goldman Sachs, çekirdek enflasyon göstergelerindeki yapışkanlık gerekçesiyle TCMB'nin 2026 dördüncü çeyreğine kadar fiili bir faiz indirimini hayata geçirmeyeceğini tahmin ediyor. Deutsche Bank ise daha temkinli bir indirim patikası çiziyor: Banka, politika faizinin üçüncü çeyrek sonunda yüzde 36'ya, yıl sonunda ise yüzde 35'e gerileyeceğini ve USD/TRY'nin yıl sonunda 51 seviyesine ulaşacağını öngörüyor.
Takvimde sıradaki kritik eşikler
13 Temmuz perakende verisinin hemen ardından, 14 Temmuz'da açıklanacak ABD Haziran TÜFE'si küresel risk iştahı açısından ek bir değişken sunacak. Güçlü gelen ABD enflasyonu dolar endeksini yukarı taşıyarak Dolar/TL üzerinde dış baskı yaratabilir; bu durum TCMB'nin kur politikası tercihlerini de dolaylı biçimde etkiler. TCMB Eski Genel Müdürü Ali Çufadar, Temmuz-Eylül döneminin yıllık enflasyonu yüzde 27 civarına indirebileceğini savunurken kur politikasının bu süreçte kritik önem taşıdığının altını çizdi.
Tüm bu değişken lerin kesişim noktası 23 Temmuz'daki Para Politikası Kurulu toplantısı. Perakende satışlardaki toparlanma veya daha derin bir daralma; çekirdek enflasyon görünümü ve küresel dolar hareketleri, TCMB'nin hem faiz hem de iletişim tercihlerini şekillendirecek başlıca etkenler olarak izlenmeye devam ediyor.