ABD Başkanı Donald Trump ile Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo arasındaki gerilim, karşılıklı sert açıklamalar ve derin görüş ayrılıklarıyla uluslararası kamuoyunun gündemine oturdu. İran savaşı, göçmen politikaları ve dini otorite gibi konularda ters düşen iki liderin arasındaki bu çekişme, Napolyon döneminden bu yana bir siyasi lider ile Papa arasındaki en sert hesaplaşma olarak nitelendiriliyor.
Diplomatik krizden barış dualarına uzanan süreç
Vatikan ile ABD yönetimi arasındaki ilişkilerin bozulduğuna dair ilk somut emareler, nisan ayının başında Amerikan basınında yer alan iddialarla ortaya çıktı. "The Free Press" tarafından yayımlanan habere göre, Papa 14. Leo'nun ocak ayında gerçekleştirdiği bir konuşmada "güce dayalı diplomasiyi" eleştirmesi, Washington cephesinde büyük bir rahatsızlık yarattı. İddialara göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Müsteşarı Elbridge Colby, o dönem Vatikan Büyükelçisi olarak görev yapan Kardinal Christophe Pierre'ibu ifade lerden dolayı sert bir dille uyardı.
Yaşanan bu diplomatik gerginliğin ardından Papa’nın tepkisi gecikmedi. 11 Nisan tarihinde, Pakistan’da ABD ve İran heyetleri arasında kritik görüşmeler devam ederken Aziz Petrus Bazilikası’nda bir barış duası etkinliği düzenlendi. Papa 14. Leo, burada yaptığı konuşmada "Artık kendine ve paraya tapınmaya son. Güç gösterisine son. Savaşa son. Gerçek güç, hayata hizmet etmekte kendini gösterir" diyerek isim vermeden Washington yönetiminin dış politikasını hedef aldı.
Papa'ya destek artarken Trump seçmenlerini kaybediyor
Mayıs 2025’te göreve gelen Chicagolu Papa 14. Leo, görev süresi boyunca Başkan Trump’a yönelik eleştirilerini esirgemedi. Özellikle İran konusundaki askeri hareketliliğe karşı sergilediği tavizsiz tutum, papalığının en büyük sınavı olarak görülüyor. Trump ise Papa’yı" sol kesime hizmet etmekle" itham ederek tartışmayı kişisel bir boyuta taşıdı. Gerilim, Trump'ın Truth Social platformunda kendisini İsa’ya benzeten ve iyileştirme güçleri varmış gibi gösteren yapay zekâ ürünü bir görsel paylaşmasıyla zirveye ulaştı.
Dindar sağ kesimden gelen yoğun tepkiler üzerine Trump bu paylaşımını silmek zorunda kaldı ve söz konusu görüntüde aslında kendisinin bir "doktor" olarak resmedildiğini öne sürdü. Ancak bu durum, Katolik seçmenler arasındaki desteğinin erimesine engel olamadı. Yapılan son anket lere göre, Papa 14. Leo’nun ABD’deki popülaritesi Trump’tan belirgin şekilde yüksek seyrediyor. NBC News verilerine göre Papa, seçmenler nezdinde +34 puanlık net bir desteğe sahipken, Trump -12 puanlık bir oranla karşı karşıya kalmış durumda.
Katolik oyları artık eşit dağılmıyor
Roma merkezli Appia Enstitüsü Direktörü Francesco Sisci, Trump'ın bu mücadelede ciddi bir stratejik zorlukla karşı karşıya olduğunu savunuyor. Sisci'ye göre 14. Leo, selefi Papa Francesco’nun aksine tek başına hareket etmiyor, bu da Trump'ın Papa'yı yalnızlaştırmasını veya devre dışı bırakmasını imkansız kılıyor. Analistler, Trump’ın bu kez kendisine "oldukça zorlu bir rakip" seçtiği konusunda birleşiyor.
Öte yandan Beyaz Saray Sözcüsü Taylor Rogers, Başkan Trump’ın dini hakları genişlettiğini ve kürtaj karşıtı aktivistleri affettiğini hatırlatarak "Katolik Amerikalıların Trump’tan daha büyük bir başkanı hiç olmadı" savunmasını yapıyor. Ancak istatistikler farklı bir tablo çiziyor. Washington Üniversitesi'nden Ryan Burge, normalde iki parti arasında eşit dağılan Katolik oylarının, Trump’ın Papa ile girdiği polemikler nedeniyle sarsıldığını belirtiyor. Fox News araştırmaları da Katolik lerin yüzde 52’sinin Trump’ın performansını onaylamadığını ortaya koyuyor.
Gerginlik Venezuela'da başladı
İki lider arasındaki çatışmanın kökleri, Trump'ın sert göçmen politikaları ve Venezuela ile İran'daki askeri güç kullanımı kararlarına dayanıyor. Özellikle ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) biriminin yürüttüğü baskınlar, Latin Katolikleri doğrudan etkilerken Papa tarafından" insan onurunun çiğnenmesi" olarak nitelendiriliyor. Savunma grubu "Catholic Vote", bu durumun yaklaşan ara seçimlerde Cumhuriyetçilere pahalıya mal olabileceği konusunda şimdiden uyarılarda bulunuyor.
Gerilime rağmen geri adım atmayan Donald Trump, İtalyan basınına verdiği demeçte Papa’nın İran’daki durumdan haberdar olmadığını ve savaş hakkında konuşmaması gerektiğini savundu. Katolik olan Başkan Yardımcısı JD Vance ise daha ılımlı bir ton benimsemeye çalışarak, görüş ayrılıklarının doğal olduğunu ancak "Papa'nın asıl işine bakması gerektiğini" dile getirdi. Taraflar arasındaki bu ideolojik ve siyasi savaşın, hem ABD iç siyasetinde hem de uluslararası denge lerde nasıl bir değişim yaratacağı merakla bekleniyor.