İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında İsviçre'de yürütülen üst düzey müzakerelerin ilk turu, yaklaşık 18 saat süren yoğun görüşmelerin ardından sona erdi. Pakistan ile Katar'ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen temasların ardından yayımlanan ortak açıklamada, tarafların ilk günün sonunda "cesaret verici ilerleme" kaydettiği ve 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşılmasını hedefleyen bir yol haritası üzerinde uzlaşı sağladığı duyuruldu.
Tahran heyeti ülkeye döndü
İsviçre'deki kritik zirvenin ardından İran heyeti diplomatik temaslarını tamamlayarak bölgeden ayrıldı. İran devlet medyasından alınan bilgilere göre; Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Merkez Bankası Başkanı Abdulnasır Hemmati ve diğer üst düzey yetkililerden oluşan ana heyet İsviçre'den ayrılarak Tahran'a geri dönüş yaptı.
Küresel Jeopolitik Yumuşama Petrol ve Enerji Hisselerini Nasıl Etkileyecek?
Üst düzey heyetin ülkeden ayrılmasına karşın iki ülke arasındaki diyalog kanalları tamamen kapanmadı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadibaşkanlığındaki teknik ekibin İsviçre'de kalmaya devam edeceği bildirildi. Bu ekibin, geçen hafta taraflar arasında imzalanan İslamabad Mutabakatı'nın uygulanmasına ilişkin ayrıntıları netleştirmek adına hafta boyunca görüşmeleri sürdüreceği aktarıldı.
Orta Doğu diplomasisinde en kritik başlık Lübnan
İsviçre'deki masanın en önemli ve çözülmesi gereken en zorlu maddelerinden birini Lübnan'da yaşanan gelişmeler oluşturdu. Görüşmelerin ardından bir açıklama yapan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, özellikle Lübnan'daki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik çabalarda önemli ilerleme sağlandığını belirtti. Müzakereler kapsamında tarafların, Lübnan'daki ateşkes sürecinin uygulanmasını yakından takip etmek amacıyla ortak bir koordinasyon mekanizması kurulması seçeneğini masaya yatırdığı öğrenildi.
Siyasi alanda bu gelişmeler yaşanırken, sahadaki askeri ve diplomatik gerilim varlığını koruyor. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İsrail'in güney Lübnan'da bulunan "güvenlik bölgesinden" çekilmeyeceğini net bir dille ifade etti. Hizbullah'ın bölgede bir tehdit unsuru olmayı sürdürdüğünü ileri süren Saar, buna karşılık İsrail'in Lübnan topraklarında herhangi bir gözü veya toprak talebi bulunmadığını iddia etti.
Bölgedeki yangını söndürmek adına yürütülen diplomatik trafik, telefon hatlarında da yoğun şekilde devam etti. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn; ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Beyaz Saray Danışmanı Jared Kushner ve Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Saniile bir dizi telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Yapılan bu üst düzey görüşmelerde, Lübnan'da ilan edilen ateşkesin nasıl kalıcı hale getirileceği ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırıların azaltılması adına hangi somut adımların atılabileceği detaylıca ele alındı.
Yaptırımların kaldırılması ve nükleer sınırlandırmalar masada
Cenevre eksenli yürütülen müzakerelerin ekonomik ve teknik boyutunda ise karşılıklı tavizler ile talepler ön plana çıkıyor. Elde edilen bilgilere göre Washington yönetiminin, İran petrolü, petrokimya ürünleri ve bunların türevlerine yönelik olarak uyguladığı bazı ekonomik yaptırımları geçici bir süre için hafifletmeye hazırlandığı belirtiliyor. Bununla birlikte, daha önce Katar bankalarında dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması ve bu paranın aktarımı için güvenli mekanizmaların kurulması da masadaki kritik maddeler arasında yer alıyor.
Buna karşılık ABD tarafı, nükleer faaliyetler konusunda net taahhütler almak istiyor. Washington'ın bu müzakerelerdeki temel hedefi, İran'ın elinde bulundurduğu yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının azaltılmasını sağlamak ve Tahran'ın nükleer programına yönelik denetlenebilir yeni sınırlamalar getirmek olarak değerlendiriliyor.
Tahran yönetimi ise masada tamamen ekonomik rahatlamaya odaklanmış durumda. İranlı yetkililer, ülkeye yönelik uygulanan uluslararası yaptırımların tamamen kaldırılmasını ve dondurulmuş varlıklarına kesintisiz erişim sağlanmasını müzakerelerin ilerlemesi için öncelikli şart olarak öne sürüyor. Taraflar arasında geçen hafta varılan çerçe ve anlaşmanın hayata geçirilmesi amacıyla teknik ekiplerin önümüzdeki günlerde de çalışmaya devam etmesi bekleniyor.
Petrol piyasalarının diplomasiye ilk tepkisi
Küresel emtia piyasaları, İsviçre'den gelen olumlu haber akışını hızla fiyatlamaya başladı. Investing. com tarafından paylaşılan anlık verilere göre, WTI ham petrol vadeli işlemleri şu sıralarda 75,28 dolar düzeyinde dengelenmiş durumda. İki ülkenin bir yol haritası üzerinde anlaştığına dair haberlerin küresel basına yayılmasıyla birlikte, petrol fiyatlarında günlük bazda yaklaşık %0,75 oranında bir değer kaybı yaşandı. Ham petrol fiyatı, 52 haftanın en düşük seviyesi olan 54,98 dolar ile en yüksek seviyesi olan 117,63 dolar arasındaki geniş bantta dalgalı seyrini sürdürüyor. Bürgenstock'taki diplomatik sürecin olumlu bir seyre evrilmesinin, yakın gelecekte İran petrolüne yönelik küresel arz beklentilerini yukarı yönlü tetiklediği ve bu durumun fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturduğu gözleniyor.
Önümüzdeki günlerde takvimin en kritik aşamasını; nükleer faaliyetler, yaptırımların esnetilmesi ve anlaşmazlıkların çözümü başlıkları nda mesai harcayacak olan teknik çalışma gruplarının fiziki olarak toplanması oluşturacak, ancak bu kritik teknik toplantıların kesin takvimi henüz taraflarca paylaşılmadı. İran Dışişleri Bakanı Araghchi'nin gündeme getirdiği petrol muafiyetleri ile dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması taahhütleri konusunda ABD idaresi nden resmi bir teyit mesajının gelmesi de sürecin geleceği açısından belirleyici olacak. Tüm bu teknik ve diplomatik adımlar, İslamabad Mutabakat Muhtırası'nın yürürlüğe girdiği 18 Haziran 2026 Perşembegününden itibaren işlemeye başlayan 60 günlük nihai anlaşma takviminin nabzını tutacak. Yaklaşık Ağustos 2026 tarihine kadar uzanan bu kritik süreçte Hürmüz Boğazı'nın açık kalması ve ilan edilen ateşkesin istikrarlı bir şekilde sürmesi de tamamen bu takvime bağlı kalacak.