Efsanevi yatırımcı Warren Buffett’ın o ünlü sözünü muhtemelen duymuşsunuzdur: "Fiyat, ödediğiniz; değer ise aldığınız şeydir."
Borsada işlem yapan milyonlarca yatırımcının düştüğü en büyük yanılgı, hisse senedi fiyatını şirketin gerçek değeriyle karıştırmaktır. Ekranınızda yanıp sönen yeşil ve kırmızı ışıklar, size o anki piyasa duyarlılığını gösterir; şirketin gerçekte ne kadar ettiğini değil. Bir hissenin fiyatının 10 TL’den 20 TL’ye çıkması onun "pahalı" olduğunu göstermediği gibi, 50 TL’den 30 TL’ye düşmesi de "ucuz" olduğu anlamına gelmez.
Peki, bir şirketin gerçek (içsel) değerini nasıl hesaplayabilirsiniz? Ve daha da önemlisi, bu hesaplamayı binlerce hisse senedi için her gün nasıl güncel tutabilirsiniz?
Tek bir görüş değil, modellerin konsensüsü
- İndirgenmiş Nakit Akışı (DCF): Şirketin gelecekte üreteceği nakdin bugünkü değeri.
- Temettü İskonto Modelleri: Şirketin hissedarlarına dağıtacağı kâr payının projeksiyonu.
- Çarpan Analizleri: Fiyat/Kazanç, Fiyat/Satış, EV/EBITDA gibi rasyoların rakiplerle ve tarihsel ortalamalarla kıyaslanması.
ve çok daha fazlası.
Sistem, bu model lerden gelen en uç (anlamsız) verileri ayıklar ve kalan modellerin ortalamasını alarak size tek, net ve objektif bir "Adil Değer" sunar. Bu, size piyasadaki gürültüden arındırılmış, saf bir veri sağlar.
Yatırımcı için en kritik veri: "Yükseliş potansiyeli"
Duygusal yatırıma son verin: Güvenlik marjı
Değer yatırımcılığının babası Benjamin Graham, "Güvenlik Marjı" kavramını ortaya atmıştır. Bir varlığı, hesaplanan değerinin altında almak, yatırımcıyı hata yapma riskine karşı korur.
Finansal piyasalar acımasızdır ve hazırlıksız yatırımcıları cezalandırır. Ancak doğru araçlarla donatılmış bir yatırımcı için fırsatlarla doludur.
3. Şirketlerin finansal röntgenini çeken Sağlık Durumu puanlarına,
Bundan sonra portföyünüzü şansa veya söylentilere göre değil, verilere ve matematiğe göre yönetin. Hissenin fiyatına değil, değerine odaklanın.