Antalya Diplomasi Forumunun resmi açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünya genelinde yaşanan güç ve istikamet buhranına dikkat çekerek, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestisi nden Gazze'deki insani krize ve Rusya-Ukrayna savaşına kadar pek çok kritik başlıkta Türkiye'nin net tutumunu ortaya koydu.
"Yapısal çürüme"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının merkezine küresel sistemin yaşadığı ahlaki ve varoluşsal krizi yerleştirdi. Dünyanın ciddi bir eşikte olduğunu ifade eden Erdoğan, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan ların mevcut uluslararası düzenin işlevsizliğini açıkça gösterdiğini belirtti. Mevcut mekanizmaların insan haklarını ve küresel güvenliği korumada etkisiz kaldığını vurgulayan Erdoğan, sistemin mevcut haliyle bir yapısal çürümeiçinde olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı, uluslararası kurumların ve kuralların zalimlerin zulmüne engel olamadığı bir ortamda, bu yapıya güven duymanın zorluğuna işaret etti. Gazze'deki trajediye ilişkin şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
"Eğer bir sistem kuvözdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa bu yapısal bir çürüme değil midir?"
"Hürmüz ticari gemilere açık tutulmalı"
Bölgesel güvenliğin anahtarlarından biri olan Hürmüz Boğazı hakkında Türkiye’nin tavrının son derece açık olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, deniz ticaretinin sürekliliğine vurgu yaptı. Boğazın coğrafi konumuna ve stratejik önemine değinen Erdoğan, Türkiye'nin pozisyonunu şu sözlerle ilan etti:
"Hürmüz'le ilgili bizim tavrımız çok nettir. Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık deniz lere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan, yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır."
Erdoğan, Hürmüz Boğazı'nın ticari gemilere her zaman açık tutulmasının küresel ticaret için hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi. Seyrüsefer serbestisinin temin inin esas olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, bölgedeki gerilimlerin ticari faaliyetleri engellememesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca İsrail'in müzakere süreçlerini sabote etme ihtimaline karşı da tüm tarafların hazırlıklı olması gerektiğiniifade etti.
Bölgesel istikrar ve Türkiye'nin çözüm ortağı rolü
Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilime de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin barışın tesisi için her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğunu yineledi. Tarafların talep etmesi durumunda, liderler düzeyindeki zirveler de dahil olmak üzere doğrudan müzakerelerin devam etmesi için Türkiye'nin kolaylaştırıcı bir rol üstlenebileceğini belirtti. Bölgedeki kanlı mücadele lerin yerine tekrar müzakere masa sının ve diyalog ortamının kurulması gerektiğini savundu.
Komşu ülke Suriye'deki duruma da dikkat çeken Erdoğan, bu ülkedeki istikrarın güçlendirilmesinin sadece bölge halkı için değil, tüm coğrafyanın geleceği için hayati bir önem taşıdığını vurguladı. 15 günlük geçici ateşkes süreçleri nden duyulan memnuniyeti dile getirirken, bu tür fırsat pencerelerinin kalıcı barışa dönüştürülmesi için etkin adımlar atılması gerektiğini söyledi. Anlaşmazlıkların çözümündesilahların değil, sözün hakim olması gerektiği çağrısını yineledi.
"Akıl platformu" vurgusu
Antalya Diplomasi Forumu'nu küresel bir marka ve bir" akıl platformu" olarak nitelendiren Erdoğan, organizasyonun insanların ortak değerler etrafında buluşabileceği önemli bir istişare zemini sunduğunu ifade etti. Forumun düzenlenmesi nde emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı, program kapsamındaki görüşmelerin verimli geçmesi temennisinde bulundu. Katılımcıları selamlayarak Antalya'nındiplomasideki merkezi konumuna vurgu yaptı.
Konuşmasında Kahramanmaraş'ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırıya da değinen Erdoğan, bu acı olay sonrası üzüntülerini paylaşan herkese teşekkür etti. Toplumun ve ailelerin bir daha böyle acılar yaşamamasını dileyen Cumhurbaşkanı, insani değerlerin ve huzurun korunması için ulusal ve uluslararası düzeyde dayanışmanın önemine dikkat çekti. Forumun açılışındaki bu açıklamalar, Türkiye'nin hem iç hem de dış politikadaki kararlı duruşunu bir kez daha ortaya koydu.