Küresel finans devlerinden Barclays, gerileyen petrol fiyatları ve zayıflayan yerli dolar talebini gerekçe göstererek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 2026 yılının geri kalan döneminde toplam 300 baz puanlık faiz indirimine gideceğini tahmin etti. Araştırma raporunda, bu gevşeme adımlarının Türk lirasındaki değer kaybını yavaşlatacağı ve uzun lira pozisyonlarının aylık bazda yaklaşık yüzde 1 toplam getiri sunmaya devam edeceği öngörüldü. Bu süreçte gözler, 3 Temmuz 2026 tarihinde açıklanacak Haziran ayı enflasyon verileri ile 23 Temmuz Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi.
Faiz İndirimi Beklentisinde Doğru Hisseleri Seçmeye Hazır mısınız?
Türk lirasında kontrollü değer kaybı ve pozitif getiri beklentisi
Barclays’in yayımladığı araştırma raporuna imza atan ekonomist Ercan Ergüzel, bankanın para politikasına ve Türk lirasının geleceğine yönelik tahminlerini paylaştı. Ergüzel, raporunda şu ifadeleri kullandı:
"Para politikasındaki gevşeme, Türk lirasının değer kaybının hızının yavaşlamasına yol açacak; böylece uzun lira pozisyonları aylık yaklaşık yüzde 1 toplam getiri sağlamaya devam edecektir."
Ergüzel’in çizdiği bu makroekonomik çerçe ve, Merkez Bankası’nın olası indirim döngüsünün, liranın kontrollü ve kademeli biçimde değer kaybettiği bir finansal ortamda yatırımcılar için pozitif taşıma getirisini koruyacağına işaret ediyor. Döviz cephesinde 26 Haziran itibarıyla 46,6254 seviyesinde işlem gören dolar/TL paritesi, 52 haftanın zirvesi olan 46,9089’a yakın seyrediyor. Mevcut rakamlar, liranın yıllık bazda yaklaşık yüzde 16,8 değer kaybıyla sınırlı ve öngörülebilir bir grafik çizdiğini gösterirken, Barclays’in "kontrollü TL değer kaybı" senaryosunu da destekliyor.
Merkez Bankasının enflasyon şoklarına karşı fonlama stratejisi
Finans devinin faiz indirim beklentileri, TCMB’nin son aylarda uygulamaya koyduğu kararlı politika tercihleriyle yakından ilişkilendiriliyor. Merkez Bankası, Mart 2026’dan itibaren Ortadoğu kaynaklı enerji şoklarının enflasyon beklentilerini yukarı yönlü tetiklemesi üzerine piyasa fonlamasını yüzde 40 düzeyindeki gecelik borç verme faiziyle sürdürmüştü. Bu süreçte fiili bir sıkılaşmaya giden banka, haftalık repo ihalelerine de geçici olarak ara vermişti. Ancak son dönemde küresel petrol fiyatlarının geri çekilmesiyle birlikte yurt içindeki dez enflasyon süreci yeniden ivme kazanmaya başladı.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleştirdiği yatırımcı sunumunda bu stratejik dönüşümün ilk net sinyallerini kamuoyuna verdi. Karahan, sunumunda konuya ilişkin olarak şunları kaydetti:
"Talepteki yavaşlama dezenflasyonu destekliyor; arz şoklarının etkisiyle gıda ve energy enflasyonu yükseldi ancak talebin yavaşlaması dengeleyici bir unsur oluşturuyor."
Karahan’ın değerlendirmeleri nden edinilen izlenimler, Merkez Bankasının 23 Temmuz PPK toplantısında yeni bir adım atmadan önce Temmuz ayı enflasyon verisini görmeyi tercih edeceğini ortaya koyuyor. Ayrıca Londra’daki temaslarda, bankanın haftalık repo ihalelerine dönüş konusunda aceleci bir tavır sergilemeyeceği de ima edildi.
Finans sektörünün Temmuz ve Eylül ayları öngörüleri
Para politikasındaki gevşeme beklentilerine bankacılık sektöründen de destekleyici açıklamalar geliyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, piyasalardaki faiz beklentilerine dahil olarak şu değerlendirmede bulundu:
"Temmuz’da ufak da olsa bir gevşeme, Eylül’de ekstra bir gevşeme bekliyorum."
Akten’in liderliğindeki Garanti BBVA, 2026 yıl sonu enflasyonunu yüzde 30, ekonomik büyümeyi ise yüzde 3 olarak tahmin ediyor. Kurumun analizlerine göre, Mart ayından bu yana yüzde 40 seviyesinde katı bir şekilde sürdürülen fonlama maliyetinin Eylül ayından itibaren kademeli olarak politika faizi düzeyine gerilemeye başlayabileceği öngörülüyor. Bu projeksiyon, Barclays’in raporunda yer alan tahminlerle büyük oranda örtüşüyor.
Beklenti anketleri ve küresel analizlerin ortaya koyduğu tablo
TCMB tarafından yayımlanan Haziran ayı anket sonuçları da genel makroekonomik tabloya destekleyici bir veri sundu. Ankete göre hanehalkının 12 ay sonrasına yönelik enflasyon beklentisi gerileme kaydetti. Diğer taraftan reel sektörün 12 aylık enflasyon beklentisi ise yüzde 33,10 düzeyinde kalarak herhangi bir değişim göstermedi. Küresel yatırım bankası Goldman Sachs’ın 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 27,5’ten yüzde 29’u yükseltmesi ise uluslararası kurumlarda indirim konusunda ihtiyatlı duruşun hâlâ gücünü koruduğunu kanıtlıyor.
Barclays analistleri, Türkiye ekonomisindeki olumlu seyrin yanı sıra kırılgan tarafları ve olası risk faktörlerini de göz ardı etmiyor. Banka, cari dengenin büyük ölçüde mevsimsel etkilerin katkısıyla Kasım 2026’ya kadar iyileşmesini bekliyor. Ancak enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi durumunda, cari açığın Kasım 2026 ile Nisan 2027 tarihleri arasında ciddi biçimde genişleyebileceği uyarısı yapılıyor.
Raporda genel seçimlerin Kasım 2027’de yapılacağı varsayımı korunurken, bu siyasi beklentiye duyulan güvenin üç ay öncesine kıyasla azaldığı not edildi. Küresel petrol fiyatlarında yaşanabilecek olası bir yukarı yönlü dönüş ile cari açık finansmanı ndaki istikrar bozuklukları, kısa vadeli getiri tahminleri önündeki iki temel risk faktörü olarak geçerliliğini koruyor.
Para politikasının geleceğini belirleyecek kritik takvim
Ekonomi yönetimi ve piyasalar için takvimdeki en kritik eşik lerden ilki, 3 Temmuz 2026 günü açıklanacak olan Haziran ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisi olacak. Türkiye’de bir önceki aya ait aylık enflasyon artışı yüzde 1,71, yıllık artış ise yüzde 32,61 düzeyinde gerçekleşmişti. Bu verinin Haziran ayında belirgin bir gerileme göstermesi, Barclays’in öngördüğü 300 baz puanlık indirim senaryosuna olan güveni artıracak.
Verinin beklentilerin üzerinde yüksek gelmesi durumunda ise PPK’nın Temmuz ayındaki hamlesi için çıta oldukça yükselecek. Ekonomi dünyasının kilitlendiği 23 Temmuz PPK toplantısında, hem faiz indirimi kararı hem de haftalık repo ihalesine geri dönüş sorusu resmiyet kazanacak. Bu iki kritik karar, 2026 yılının ikinci yarısında uygulanacak para politikasının rotasını netleştirecek.